Warning: Creating default object from empty value in /home/batu/public_html/wp-content/themes/salient/nectar/redux-framework/ReduxCore/inc/class.redux_filesystem.php on line 29
Ceza Hukuku – Batulaw

15 Ekim 2021

Türk Ceza Hukukunda Ceza Zamanaşımı

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 68. Maddesinde düzenlenen ceza zamanaşımı, kesin hükümle sonuçlanmış ve infaz edilebilir bir ceza mahkumiyetinin kanunda belirtilen belli sürelerin geçmesi ile birlikte infaz edilememesi halidir. Ceza zamanaşımı, re’sen gözetilmesi gereken bir kurumdur. Diğer bir söylemle; hükümlü tarafından talep edilmese bile koşulları mevcut ise, cezanın infaz edilmemesi kararının re’sen gözetilerek tesis edilmesi gerekir. TCK 72/2 maddesinde de dava ve ceza zamanaşımı re’sen uygulanacağı ve bundan şüpheli, sanık ve hükümlü vazgeçemeyecekleri belirtilmiştir.

Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Türk Ceza Hukukunda Ceza Zamanaşımı

Türk Ceza Hukukunda Zincirleme Suç ve Uygulanma Koşulları

Kısa tanımıyla zincirleme suç, kanunun yasakladığı hükmün birden çok sayıda fiille ihlal edilmesidir. Başka bir ifade ile fail tarafından her biri tek başına kanundaki tipe uygun suç oluşturan birden fazla fiilin hukuki olarak tek fiil kabul edilmesidir. Her biri ayrı ayrı bir suç olan bu fiiller, hukuken tek bir fiilde birleşmektedir.

Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Türk Ceza Hukukunda Zincirleme Suç ve Uygulanma Koşulları

8 Ekim 2021

İtiraz Yasa Yolu

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu itiraz edilebilecek kararlara ilişkin herhangi bir kısıtlama getirmeksizin bütün hâkimlik kararlarına itiraz edilebileceğini öngörmüş ve kanunun açıkça öngördüğü hallerde mahkeme kararlarına gidilebileceği genel hükmünü ve ilgili her maddede hangi mahkeme kararlarına itiraz edileceğini açıkça göstermek suretiyle bir düzenleme getirmeyi tercih etmiştir1 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu itiraz kanun yolu açısından itiraza konu kararların belirlenmesi adına kararları tek tek göstermeyi yeğlemiştir.

Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
İtiraz Yasa Yolu

Akıl Hastalarına İlişkin Güvenlik Tedbiri

Akıl hastalığı kişinin isnat yeteneğini etkileyen bir sağlık problemidir. Başka bir ifade ile akıl hastaları kısaca duygu, düşünce, davranış veya bunların beraber ele alındığı durumlarda meydana gelen değişiklikleri içeren sağlık koşullarını ifade etmektedir. 1 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32’nci maddesinin 1’inci fıkrasında “Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklinde düzenleme mevcuttur.

Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Akıl hastalarına İlişkin Güvenlik Tedbiri

1 Ekim 2021

Haksız Tahrik Uygulaması

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 29 uncu maddesinde ceza sorumluluğunu azaltan bir hal olarak yer alan Haksız tahrik “(1) Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla ve müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.” şeklinde düzenlenmiştir.

Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Haksız Tahrik Uygulaması

Ceza Muhakemesinde Yargılanmanın Yenilenmesi

5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununda yasa yolları “olağan kanun yolları” ve “olağanüstü kanun yolları” olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Olağan kanun yolları; itiraz (m.267- 271), istinaf (m.272-285), temyiz (m.286-307) olup olağanüstü kanun yolları ise; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi (m.308), kanun yararına bozma (m.309-310), yargılamanın yenilenmesidir (m.311-323).

Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Ceza Muhakemesinde Yargılanmanın Yenilenmesi

24 Eylül 2021

Ceza Muhakemesi Hukukunda Kanun Yararına Bozma

5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununda yasa yolları “olağan kanun yolları” ve “olağanüstü kanun yolları” olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Olağan kanun yolları; itiraz (m.267- 271), istinaf (m.272-285), temyiz (m.286-307) olup olağanüstü kanun yolları ise; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi (m.308), kanun yararına bozma (m.309-310), yargılamanın yenilenmesidir (m.311-323)

Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Ceza Muhakemesi Hukukunda Kanun Yararına Bozma

Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Dair Karar

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda 223’üncü madde içerisinde yer alan hüküm çeşitleri içerisinden biri de “ceza verilmesine yer olmadığına dair karar” dır. Bu karara iki grupta yer verildiği söylenebilir bunlar; 223/3 uyarınca kusurun bulunmadığı haller ve 223/4’üncü fıkra uyarınca ise cezasızlık halleri olmak üzere iki halde düzenlenmiştir.

Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Dair Karar

17 Eylül 2021

Ceza Muhakemesinde Basit Yargılama Usulü

Basit Yargılama Usulü Kavramı
7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ya da medyada bilinen adı ile Yargı Reform Paketi Kanunun 24. ve 25. Maddeleri ile Ekim 2019 itibariyle yürürlüğe giren basit yargılama usulü, Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulü aşamasında sonra adli para cezasını ve/veya iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanabilen muhakeme türüdür.

Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Ceza Muhakemesinde Basit Yargılama Usulü

Kişi Huzur ve Sükununu Bozma Suçu

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı ikinci kısmının yedinci bölümünü oluşturan “Hürriyete Karşı Suçlar” arasında Kişilerin huzur ve sükûnu bozma suçu kanunun 123 üncü maddesinde; “(1) Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikâyeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir” olarak tanımlanmıştır” şeklinde düzenlenmiştir. İlgili suçun kanunda düzenlenme amacına ve kanun gerekçesine bakacak olursak, gerekçe içerisinde örnekler verilerek suç tipinin maddi unsuru vurgulanmıştır. Israrlı olarak gürültü, yapma gece gündüz telefon etme, sırf mağdurun huzur ve sükununu bozucu hareketler yapmayı gerektirmektedir.

Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Kişi Huzur ve Sükununu Bozma Suçu

10 Eylül 2021

Seri Muhakeme Usulü

7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ya da medyada bilinen adı ile Yargı Reform Paketi Kanunun 23. Maddesi ile Ekim 2019 itibariyle yürürlüğe girmiştir. Bu Kanunla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. Maddesinde yapılan düzenleme ile eklenen bu usul, “Kanunda açıkça düzenlenen katalog suçlarla sınırlı olarak yine kanunda belirtilen koşullarda uygulanabilecek istisnai bir muhakeme yöntemi” olarak tanımlanmaktadır. 7188 Sayılı Kanunun geçici 5/-c ve d bentlerinde; “c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır. d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” hükümleri yer almış ise de Anayasa Mahkemesinin 25/06/2020 tarihinde 2020/16 Esas numaralı dosyasında tesis edilen kararla Ceza Muhakemesi Kanunu’na 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5. maddede yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş,…” ibaresinin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle de basit yargılama usulü önceki tarihli dosyalara da uygulanabilecekken, seri muhakeme usulü ise yalnızca 01/01/2020 tarihinden sonra uygulanmaya başlamıştır.

Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Seri Muhakeme Usulü

Tüzel Kişilerin Cezai Sorumluluğu

Türk hukuk sisteminde “Gerçek kişi” ve “Tüzel kişi” olarak iki tür kişilik bulunmaktadır. Tüzel kişi kendisine özgü fiziksel varlığı bulunmamakla birlikte, varlığına hukuksal bir sonuç bağlanan ve hukuk tarafından tanınan, belli ve sürekli bir amacı gerçekleştirmek üzere bağımsız bir şekilde bir araya gelen kişilerin ya da kurumların örgütlenmesinden veya bu amaca tahsis edilen mallın bir araya getirilmesinden oluşan topluluklardır. Toplumsal yaşam içinde bireylerin dağınık olan güçlerin bir arada toplayan, onları koruyan faaliyet alanlarını genişleten ve insanların tek başlarına gerçekleştiremedikleri birey üstü amaçları gerçekleştiren amaç birlikleri şeklinde tanımlanabilir.2 Tüzel kişiler, bu kapsamda, hak edinmeye ve borç üstlenmeye ehil oldukları gibi, hak ehliyetine sahip kişiler olarak, mal varlığı haklarına, şahıs varlığı haklarına, kişilik haklarına ve hatta taraf olma ve dava ehliyetine dahi sahiptirler.

Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz
Tüzel Kişilerin Cezai Sorumluluğu

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.